Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu (TUSAF) tarafından 12–15 Şubat 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenen kongreye katıldım. Kongrede panelist olarak yer alan Lisanslı Depo Şirketleri Derneği (LİDAŞDER) Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Serdar Genç, lisanslı depoculuk sektörünü yakından ilgilendiren son derece önemli değerlendirmelerde bulundu.
Sayın Genç, 513 bin ton kapasite ile Türkiye’nin en büyük lisanslı depolama tesislerine sahip olduklarını ifade ederek konuşmasında şu hususlara dikkat çekti:
Son yıllarda bazı lisanslı depolarda yaşanan sorunlar nedeniyle Ticaret Bakanlığı’nın, haklı olarak kamu ve mudi zararını önlemek amacıyla bir dizi tedbirler aldığını; bu kapsamda Lisanslı Depo Denetim Şirketi’nin kurulduğunu ve radar ile yazılım sistemlerinin zorunlu hâle getirildiğini belirtti. Ancak alınan bu tedbirlerin mevcut sorunlara kalıcı çözüm getirmeyeceğini düşündüğünü vurguladı.
Bunun temel gerekçesi olarak; denetim şirketinin oluşabilecek zararları karşılama gibi bir sorumluluğunun bulunmamasını ve tüm önlemlere rağmen ortaya çıkabilecek mudi zararlarının yine Tazmin Fonu tarafından karşılanmaya devam edecek olmasını gösterdi. Yani kamu ve mudiler açısından riskin sürdüğünü ifade etti.
Sektördeki bu olumsuz durumun aşılması, sisteme duyulan güvenin yeniden tesis edilmesi ve kamu ile mudi risklerinin ortadan kaldırılması amacıyla önemli bir öneri sundu. Buna göre; lisanslı depo şirketlerinin verdikleri teminat mektubu kadar ürün depolayabilmesi, depodaki tüm ürünlerin miktar ve kalitesinin teminat ile garanti edilmesi ve depodan çekilen ürünün kalitesiz çıkması durumunda mudi zararlarının doğrudan teminat mektubundan karşılanması esasına dayanan A Tipi lisanslı depo sisteminin hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti.
Ancak bu sistemin uygulanabilmesi için; mevcut %15 olan teminat oranının %10’a düşürülmesi, buğday için aylık ton başına 85,5 TL olan depo kira ücretinin bir defaya mahsus 105 TL’ye çıkarılması ve diğer ürünler için de benzer artışların yapılması, işletme maliyetlerini artıran denetim kuruluşu ve seviye ölçüm sistemlerinin kaldırılması, lisanslı depo işletmelerine daha geniş alım-satım ve geçici depolama yetkisinin verilmesi, tazmin Fonu kesintilerinin kaldırılması,
gibi düzenlemelerin şart olduğunu vurguladı.
Ayrıca, bu teminat şartlarını sağlayamayan veya sağlamak istemeyen işletmelerin mevcut şartlarla B Tipi lisanslı depo olarak faaliyet göstermeye devam edebileceğini; depo işletmelerinin A veya B Tipi olarak kendi tercihlerini yapmalarının daha doğru olacağını ifade etti. Bu durumda, başta TMO olmak üzere mudilerin de daha güvenilir buldukları depoları tercih edeceğini belirterek yeni bir sistem önerisinde bulundu.
Ancak bana göre Sayın Genç’in, “Ben ve benim gibi güvenilir firmalar, kamu ve sektör nezdinde haksız yere zan altında bırakılmaktan ciddi rahatsızlık duyuyoruz. Çözümün de belirttiğim sistem olduğunu düşünüyorum.” şeklindeki ifadesi, sektörün içinde bulunduğu durumun ciddiyetini açıkça ortaya koymaktadır.
Nitekim konunun, LİDAŞDER üyelerinden toplam 3 milyon 880 bin ton kapasiteli 47 şirketin dilekçeleriyle birlikte Ticaret Bakanlığı ve TMO Genel Müdürlüğü’ne resmi yazı ile iletildiğini; bundan sonraki sürecin beklendiğini ve her türlü katkıyı vermeye hazır olduklarını da ifade etti.
Kendi adıma, son dönemde bazı lisanslı depolarda yaşanan sorunların ardından; ABD ve bazı ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de lisanslı depoculuk sisteminin zarar görmemesi adına bu öneriyi oldukça önemli buluyorum. Elbette nihai kararı ilgili kurumlar verecektir. Ancak şu soruyu da sormadan geçemiyorum:
LİDAŞDER’in ve 47 adet lisanslı depo işletmesinin depolarımızdaki ürün miktar ve kalitesini teminat ile garanti etmek ve A Tipi lisanslı depo olarak faaliyet göstermek istiyoruz şeklindeki taleplerine rağmen, lisanslı depolarda kamu ve mudi zararı oluşursa ne olacak? Sorumlusu kim olacak?
Bu noktada taktiri sizlere bırakarak, kısaca başka bir gelişmeye de değinmek istiyorum.
27.08.2025 tarihli Resmi Gazete yayınlanan Yönetmelik değişikliği ile lisanslı depolar için % 15 olan teminat mektubu oranı; lisanslı depo tesisi ve arsasının kiracısı olan, tesis ve arsanın sahibi olsa da Tazmin Fonuna verilen gayrimenkul rehni hariç üzerinde ipotek bulunan tüm lisanlı depo işletmeleri teminat tutarının yarısı kadar artırılmış yani %22,5 oranında teminat mektubu verecek şeklinde düzenleme yapılmıştı.
Ancak 11 Mart 2026 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelik değişikliği ile “Toplam hissesinin %51’i veya daha fazlası kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları ve üst kuruluşları, kamu iktisadi teşebbüsleri veya iktisadi devlet teşekküllerine ait lisanslı depo işletmeleri için arttırılmış miktarda teminat verme yükümlülüğü aranmaz’ şeklinde düzenleme yapıldı.
Yani özel sektöre ait lisanslı depoların tesisleri veya arsaları kiralık ya da üzerinde Tazmin Fonu hariç ipotek varsa % 22,5 oranında teminat mektubu verirken; ticaret borsaları, TOBB, TMO gibi kurumların %51’den fazla hisseye sahip lisanslı depo işletmeleri aynı durumda % 15 teminat mektubu verecekler.
Oysa ayırım olmaksızın tüm lisanslı depo işletmeleri; kuruluş, teknik altyapı, denetim ve tarifeler açısından aynı mevzuata tabidir. Bu nedenle teminat oranlarında yapılan bu ayrımın rekabet açısından adil olmadığını düşünüyorum.
Dahası bu durum bende, bundan sonrası için özel sektör dışındaki lisanslı depoların lehine farklı düzenlemeler yapılabileceği ve sektörün farklı bir yöne evrilebileceğini düşündürmektedir.
Her şeyi zaman gösterecek…
Umarım ben yanılırım.
Kalın sağlıcakla.
24.03.2026/Ankara
Hikmet ÖZKAN
hikmet@tokay.com.tr
